Orhun Veli BATU
orhunveli@hotmail.com

TÜM YAZILARI

İŞTE, O BAŞKA ARKADAŞ!

Efendim, biliyorsunuz; gezi olaylarıdır, Suriye deki iç savaştır, Mısır da ki darbe filan derken; toplum olarak hakikaten derin bir buhranın içine girmiş olduk. Nasıl çıkarız bilmiyorum; ama toplum olarak iç dinamiklerimize de güvenmek zorundayız.

Akçakale ve Ceylanpınar’a düşen top mermileri, adres sormayan kurşunların vatandaşlarımızın ölümüne ve yaralanmalarına neden olmaları; PYD’nin Suriye’nin güneyinde özerk bir bölge ilan etme hazırlığı içinde olması; elbette yakından takip edilmesi gereken ve gündemi belirleyen konular.

Toplum olarak, dışarıya gösterdiğimiz bu hassasiyeti; neden içeri de olup bitenlere karşı göstermeyiz, bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Fotoğrafın bütününü görmek elbette önemli; Arap coğrafyasında, Ortadoğu da olan gelişmeler elbette önemli. Elbette ki dünya da olan biteni yakından takip edeceğiz; bunlar olmazsa olmaz şeyler…

Ancak,

2000 yılında 58 kuruş olan benzin, son zamlarla 5 TL oldu. Böylece, 13 yılda benzine gelen zam yüzde 900’ü görmüş oldu. Ne tuhaftır ki, toplum olarak, kimse de ‘tın,’ yok.

Kişi başına düşen gayri safi milli hâsıla, Örneğin ekonomik sıkıntı içinde olan Yunanistan da ortalama 22.000 Dolar; ancak benzin fiyatı 4.30 TL. Türkiye’de ise gayri safi milli hâsıla birçok dünya ülkesine göre çok düşük ve benzin fiyatının da buna paralel olarak düşük olması gerekirken, tam tersi bir durum var. (Türkiye de GSMH 11.000 Dolar, benzin fiyatıysa 5.00 TL) Birçok fakir Afrika ülkesinde bile benzin bizden ucuz.

Türkiye’de pahalı olan benzinin kendisi değil, vergisi… Verdiğimiz paraların % 65’i vergilere gidiyor. 100 TL’lik benzinin 65 TL’si vergi. Bu yıl bütçenin fazla verdiğini söyleyen, ihracat rakamlarının tavan yaptığını söyleyen Maliye Bakanı’ndan, bu konuyla ilgili tek bir açıklama yok. Ama ne tuhaftır ki, toplumda da bu konuyla ilgili “tın,” yok.

Türkiye’de girdi fiyatlarının( Mazot, gübre, zirai ilaç vs.) çok yüksek olması nedeniyle çiftçiler çok perişan durumda. Çok yüksek istihdam kapasitesine sahip köyler boşalmış; ancak emeklilerin hobi bahçeleriyle işler yürür noktasına gelmiş. Çiftçiler para kazanamıyor, aracıların hegemonyasına terk edilmiş vaziyetteler. Ama ne tuhaftır ki, çiftçilerden de “tın,” yok.

Lütfen yanlışım varsa düzeltiniz. Çünkü ekonomist değilim. Bir çiftçi çocuğuyum. Bütçe fazla veriyorsa, bir devlet zengin demektir; eğer devlet zenginse milletin de zengin olması gerekir. Ama millet olarak, çok zengin olduğumuzu söyleyen de çıkmaz sanırım. Zengin bir devletin, fakir halkı gibi bir durum var ortada. Nasrettin Hoca’nın söylediği gibi, “ Bu kediyse et nerede; eğer ki bu etse kedi nerde?”

Sonuç olarak;

Hakikaten, toplum olarak; nelerin önceliğimiz olduğu unutmuş durumdayız. Önce, kendi evimizi düzeltmek yerine, başkalarının evlerini düzeltme yoluna gitmişiz. Başkalarının dertleriyle uğraşırken, kendi içimizde ki sıkıntıları görmezden gelmişiz. Toplumda kutuplaşmaların başladığı, ayrışmaların ayyuka çıktığı şu dönemde, sevgi dilini, hoşgörü dilini kullanmak yerine; ayrıştıran, ötekileştiren dili tercih eder olmuşuz. Sıkıntımız olduğunda kapısını çaldığımız, acımızı-sevincimiz paylaştığımız kırk yıllık komşumuza, tencere-tava çalıyor, diye kem gözle bakar olmuşuz. Bizi biz yapan ve “bir” yapan, kaynaştıran değerleri çöpe atmışız.

Benzin 5 TL olmuş, kimin umurunda? Çiftçi perişan, kime ne? İşçi-memur sıkıntı da, bana ne? Mısır da, Mursi taraftarlarından bir kişi ölmüş… İşte, o başka arkadaş!

Sevgiyle kalın….

22.07.2013

Orhun Veli BATU