Orhun Veli BATU
orhunveli@hotmail.com

TÜM YAZILARI

ERMENİLER, KÜRTLER V.S

Terör olaylarının tırmandığı/ tırmandırıldığı şu günlerde, sözler anlamını yitiriyor; kelimelerse kifayetsiz kalıyor. Ne denilebilir ki? Onca asker, polis, masum insan yaşamını yitirirken; hangi kelimem, hangi cümlem yüreklere su serpebilir ki? Ama her şeye rağmen, hayat devam ediyor.  Acılarımız bize güç vermeli. Umutsuzluğa düşmemeliyiz.  

            Tarihsel sürece bakıldığında, Türk Milleti, terör olaylarından çok çekmiştir. Osmanlı İmparatorluğundan, günümüz Türkiye’sine gelene kadar, ulus devlete dönüşme aşamaları çok sancılı geçmiştir. İmparatorluğun çöküş sürecini hızlandıran milliyetçilik akımları, cumhuriyet döneminde de, yer yer etnik farklılığa sahip kesimler üzerinde etki yaratmıştır. Ermeniler ve ayrılıkçı Kürtler, hem Osmanlı’nın; hem de Türkiye’nin önemli gündem maddelerini oluşturmuşlardır.

            ERMENİLER

            Ermeni Diasporasının iddia ettiği, sözde soykırım safsatası, her ne kadar karşı çık sakta, dünya kamuoyunda karşılığını bulmuş durumda. Ağzımızla kuş tutsak nafile. Ben, 1915’te, istenmeyen bir takım olayların yaşanmasını, etki/tepki mekanizması içerisinde gelişen ve o dönemim şartları içerisinde ele alınması gereken konular olduğu kanaatindeyim. Birçok Ermeni bakanın ve milletvekilinin görev aldığı devlet yapısının, bilinçli bir soykırıma müsaade edebileceğini hiçte inandırıcı bulmuyorum. Hâl böyleyken, batıda ki Ermenilere dokunulmamış olması, doğuda Ermeni mezarlarından çok, toplu olarak gömülmüş Türk mezarlarının bulunması; tüm bunlar, soy kırım iddialarını hakikaten anlamsız kılıyor. Birinci Dünya savaşında, Hınçak ve Taşnaksutün gibi Ermeni örgütlerinin, vaat edilmiş, büyük Ermenistan uğruna, Osmanlı’yı sırtından vurması ve Anadolu da yaşayan yoksul Türk halkına büyük acılar çektirmesi, anlatılır gibi değil. Münferiden gelişmiş olayları tasvip etmemekle birlikte, Anadolu da yaşayan masum Ermeni halkının çektiklerinin hesabı, Ermeni diasporasından sorulmalıdır; meşru müdafaa hakkını kullanan devletten değil.

KÜRTLER…

            Osmanlıdan günümüze gelen Kürt isyanlarının temelinde, devletleşme arzuları yatar. Doğu da, kendi başlarına, feodaliter yapı içerisinde yaşayan bu kesim; zaman zaman Osmanlı’nın içinde bulunduğu zor savaş koşullarında, yine Osmanlı tarafından, kendilerine verilen vaatlerin yerine getirilmemesi nedeniyle ayaklanma yollarına gitmişlerdir. Osmanlıdan günümüze birçok Kürt isyanı mevcuttur. Özellikle İngiltere’nin cesaretlendirdiği bu kesim, ayaklanmalarının bedelini çok ağır ödemişlerdir. Cumhuriyetle birlikte kurulan ulus devlet, mevcudiyetini sürdürebilmek için, otonomi gibi ayrı bir yönetim arzusu içinde olan, ayrılıkçı Kürtleri hiçbir zaman hoş görmemiştir. Elbette, hiçbir ulus devletin, kendi içinde ikinci bir devletin yaşamasına izin vermesi düşünülemezdi.  

            PKK’nın eylemlerini ise günümüz Türkiye’sinde anlamak mümkün değildir. Türkiye, otuz yıl öncesinin Türkiye’si değildir. Kürt kimliğinin önünde hiçbir engel yoktur. Geçmişiyle yüzleşen ve günah çıkartan devlet; bütün halkıyla birlikte, kendisine yaşatılan bu vahşi terörü hak etmemektedir. Dersim olaylarında öne çıkan Seyit Rıza’nın bile, PKK’nın terör eylemlerindeki vahşeti karşısında, kendi kimliğinden utanacağını düşüyorum. Seyit Rıza’nın bile kendince bir nedeni vardı; ama PKK’nın, terör estirmek için hiçbir nedeni yok artık.  Terör örgütüne, “ Derdiniz nedir, kardeşim?” dediğiniz de, “Gak guk,” diyorlar; söyleyecek şeyleri de kalmadığı görülüyor. Yalnız, bir şeye dikkat etmek gerekiyor. O da şu: Sokaklardaki vahşi teröre bakarak, bütün Kürtleri, bu vahşetin ortağı gibi görme yanlışına düşülmemelidir. Çünkü en fazla zararı onlar görüyorlar.  

Özetle, ben, sokaklardaki terör eylemlerine baktığımda, devletin yalnızca sabrını görüyorum. Aynı sabrı, tarihteki Ermeni ve Kürt isyanlarında da gösterdiğini düşünüyorum. Emperyalist güçler tarafından vaat edilmiş topraklar, Ermenileri de, Kürtleri de, sahip oldukları huzurdan etmişlerdir.  Sevgiyle Kalın…

                                                                                                                      02.09.2015

                                                                                                             Orhun Veli BATU