Orhun Veli BATU
orhunveli@hotmail.com

TÜM YAZILARI

KOBANİ: TEHLİKELİ GERGİNLİK

7 Ekim de başlayan olaylar, Ülkenin yalnızca doğusunda, güneyinde değil; bütün bölgelerinde ayrılıkçı yapılanmaların ne kadar da arttığını göstermesi bakımından dikkate değer. Kobani/ Ayn el Arab/ Ayn el İslam, adına ne derseniz deyin; IŞİD’in burayı kuşatması gerekçeleriyle, ayrılıkçı Kürtlerin ortaya koyduğu vahşet, terör; ülkemiz de için için kanayan bir yarayı göstermesi bakımından önemli bir işaret olsa gerek.


Kobani, ayrılıkçı Kürtler için önemli bir mevzi. Küçük Güney ya da önderlik sahası olarak adlandırılan bu bölge, Öcalan’ın 12 Eylül darbe öncesi çalışmalarını yürüttüğü, PKK’nın beyin takımının bulunduğu, aynı zamanda da Murat Karayılan’ın memleketi… Bu bölgedeki Kürtler, yıllarca Türkiye’yle; ayrıca Irakta ki muhalif Kürtlerle çatıştı. PKK’nın özellikle güneydeki ordu örgütlenmesi PYD, Kobani merkezli…Ayn al Arap/ Kobani’nin düşmesi; PKK’nın Suriye/Irak/Türkiye üçgenindeki yapılanmasınında çökmesi anlamına geliyor. Bu yüzden PKK, PYD ve diğer yapılanmaları; sonuna kadar, IŞİD’e karşı Kobani’yi savunacaklar gibi görünüyor.


Ee, peki Türkiye ne yapmalı? Ya da Türkiye yerine bir başka ülke olsa, o ne yapardı? 30-40 yıldır vatandaşlarına kan kusturan, binlerce masum insanın ölümünden sorumlu olan bir terör örgütüyle; yine başka bir terör örgütünün çatışmasında taraf mı olmalıdır? Elbette hayır. Bunu kimse beklememelidir. Bir devletin, kendi celladına/ katiline merhamet etmesi çok kolay olmasa gerek. Türkiye’den istenen de budur. Yani PKK/ PYD ile işbirliği yapması. Bu da kojuktürel olarak mümkün görünmüyor. Eline silah vereceğin Kürt gruplarının iki gün sonra bunları sana karşı kullanmayacağının bir garantisi yok. Empatiler karşılıklı yapılırsa, daha sağlıklı olacaktır. Bura da önemli olan, Kobani de yaşayan masum sivil insanlara sahip çıkılmasıdır. Onlar da zaten bir başka ülkeye değil, Türkiye’ye sığınmış durumdalar. Hiç kimse, Türkiye’ye sığınan Kobanili Kürtlere, yaşanan sokak terörünün gerekçelerini anlatamaz. Onları inandıramaz. IŞİD vahşetinden kaçan Kobani halkına, Türk Milleti kucak açmıştır. İçimizdeki ayrılıkçı Kürtlerin taşladığı, Türk askeri kol kanat germiştir.


Türkiye, 30-40 yıl öncesinin Türkiye’si değil artık. Türkiye’de, kültürel kimlikleri, dilleri, etnik özellikleri gerekçeleriyle hiçbir alt kimlik, sıkıntı yaşamamaktadırlar. Bu anlamda, PKK’nın, kendileri açısından sözde varlık nedenleri kalmamıştır. Terör, bu ülke de yaşayan Türk’e de, Kürt’e de; herkese zarar vermektedir. Bir ülkeye hem kurşun sıkıp hem yardım istemek, bir çelişkidir. Bir ülkeden hem yardım isteyip, hem de teskereye onay vermemek, başka bir çelişkidir. Devletler, olayları bütüncül değerlendirir. Sadece Kobani üzerinden meseleye yaklaşmak, fotoğrafın bütününü görmemek demektir. Bütün bir ülkeyi, mayınlı tarlaya dönüştüren; binlerce Kürt çocuğunu, Kürt gencini; kendi bitip tükenmez ihtiraslarına alet eden anlayışı sorgulamak gerekiyor. 40 yıllık hastalıklı yapının doğurduğu mevcut genç kuşağında; ülke için büyük bir tehdit olduğunu görmek gerekiyor. Bunun için derhal, hukuki, sosyolojik, psikolojik tedbirlerinin alınması, olası tehlikeleri önlemesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Milletin bütün manevi değerlerine saldırmak; bayrağını indirmek, Atatürk büstlerini kırmak, askerini polisini tokatlamak; olmadı, içi yolcu dolu otobüslere Molotof atmak; okulları, belediye binalarını, ambulansları yakmak; ama tüm bunlara rağmen, hiç vergi vermeden, elektrik-su faturası ödemeden, üretmeden, asalak gibi bu milletin kanını emmeye devam etmek; bu nasıl izah edilebilir ki?


Sağduyu çok önemli… Çözümü sokakta arayan anlayışın karşısında olmak gerekiyor. Bu memleket hepimize yeter. Sağduyulu Kürtlere, sivil toplum örgütlerine de büyük görevler düşüyor. Sokağın ateşini düşürmek birazda onların sorumluluğunda; artık ellerini taşın altına koymaları gerekiyor. Kobani deki halk bizim de kardeşimiz; ancak onların söz de temsilcisi terör örgütünün de, barış sürecini, “Hep bana, hep bana,” anlayışıyla değil, “Kazan kazan,” yaklaşımıyla okuması gerekiyor. Ayrıca, Türk insanının da, provokatörlerin oyununa gelip sokaklara dökülmemesi çok önemli. Birilerinin isteği; ülkeyi kaosa sokup, memleketi iç savaşa sürüklemek. Bu anlamda çok dikkatli olmak gerekiyor.


Kürtlere bu ülke de bir ayrımcılık yapılıyorsa; o da pozitif ayrımcılıktır… Ya Türkler ne yapsın? Allahtan ki, “Kendi öz yurdum da öksüz kalmışım, dertliyim,” deyip, sokağa fırlamıyor.


Kardeşçe yaşamak çok daha kolay…Gelin ekmeğimizi paylaşıp, kardeşçe yaşayalım.


                                                                                                                                             Sevgiye kalın


                                                                                                                             14.10.2014/ Orhun Veli BATU