Orhun Veli BATU
orhunveli@hotmail.com

TÜM YAZILARI

IŞİD: DÜŞMANIMIN DÜŞMANI DOSTUM (MUDUR?)

IŞİD; yani Irak Şam İslam Devleti: Bugüne kadar hakkında çok şey konuşuldu. Nasıl bir örgüt olduğu, nasıl kurulduğu, finansmanını nerelerden sağladığı ve Türkiye’nin IŞİD’E bakış açısı oldukça gündemi meşgul etti.


            Aslında IŞİD, yeni bir örgüt değil. ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra oluşmuş ve El Kaide geleneğinden gelen selefi bir örgüttür. ABD’nin Irak’ı terk etmesinden sonra, Maliki hükümetinin mezhepçi yaklaşımı ve Şiici politikaları; ha keza, İran’ın da buna örtülü desteği; burada yaşayan Sünni Arapların ve aşiretlerin, Irak El Kaide’sine yönelmelerine neden olmuştur. Bu arada Suriye’de patlak veren, mezhep kökenli iç savaş; Irak’ta faaliyet gösteren El Kaide’nin Suriye’ye kaymasında itici güç oldu. Böylece, Suriye’ye gelen El Kaide, El Nusra, adını alarak, iç savaşa müdahil olmuş oldu. Kısa bir süre sonra, El Nusra lideri, bağımsızlığını ilan edince; Irak’ta kalan El Kaideciler de Suriye’ye geldi ve IŞİD, adıyla söz de yeni bir örgüt kurulmuş oldu.


            Peki, IŞİD’in finans kaynakları neler? İnanamayacaksınız ama bağışlar… Birçok Müslümanın bilerek ya da bilmeyerek, yapmış oldukları masumane bağışlar; bu bağışlar, çok ciddi rakamlara ulaşıyor. Örneğin; Kuveyt Parlamentosu eski üyesi Hamid Al MATAR’IN, ‘Allah için Cihat,’ çağrısı, birkaç gün içinde 350 bin dolar gibi para toplanmasına neden olabiliyor. Kuveyt’te yaşayan Suriyeli zengin muhaliflerin topladığı bağışlar; bazen bankalar, döviz büroları; bazen de aşiret bağlantıları kullanılarak yerine ulaştırılıyor. Tüm bu paralar, IŞİD’İN ihtiyaçlarına gidiyor. Bu ihtiyaçlar ise; silah, mühimmat, ailelerinin geçimleri vs.


            Allah’tan ki, OECD bünyesindeki FATF, 2013 sonbaharında, yanlışsam düzeltiniz lütfen, sanırım Ekim ayı başlarındaydı, para transferlerini 3000 Dolarla sınırlandırdı. Bu da, IŞİD’İ ister istemez olumsuz etkiledi.


 Suriye’de Esad’a karşı, muhalif kanatta yer alan IŞİD’İN ilerleyişi karşısında; yine Suriye’de Esad’a karşı tavır alan; ABD, Türkiye, Suudi Arabistan ve katar ittifakının sessiz kalması; bütün dünyadan cihatçı seleflerin akın akın bu bölgeye gelmelerinin ve IŞİD’E katılmalarının önünü açmıştır. Bu durum; düşmanımın düşmanı, dostumdur anlayışından mıdır, bilmiyorum. Ancak, bu sonucun çok daha önceden öngörülemediğini düşünüyorum. Bu arada 49 görevlimizin esir alınması da cabası olmuştur. Bu da, devletimizin elini yavaşlatmıştır. Allahtan ki, kimsenin burnu kanamadan, sağ salim ailelerine kavuşmaları, bizim için bir sevinç kaynağı olmuştur. Hükümetin 2013 yılında, IŞİD’E bir terör örgütü olarak, Bakanlar Kurulunda, bir karar metniyle yer vermesi, akılda kalan farklı sorulara açıklık getirmesi açısından yeterlidir sanırım. Kim bilir, bazen dış politikada üç maymunu oynamak, ülkenin âli menfaatleri icabı da olabilir(!)


Sonuç olarak, hükümeti severiz sevmeyiz; ancak çok nazik bir süreçten geçtiğimizi söylemek zorundayım. Bu dönemde, devlet-millet el ele kenetlenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Hükümet ve muhalefet, özellikle dış politika da güç birliği yapmalıdırlar. Etnik, mezhebi kimliğine bakmaksızın herkese kucak açan tek milletiz. Bu da bizi, millet olarak özel kılıyor. Müslüman bir kimliğimiz var; yaptığımız bağışların nerelere gittiğini sorgulamamız gerekiyor. Uyanık olmamız gerekiyor. Maalesef Müslüman coğrafyasında, İslamiyet’e en fazla zararı veren; söz de yine İslam’ı referans alarak kıyımlar yapan, cinayetler işleyen malum terör örgütleri.    Sevgiyle Kalın…


                                                                                  27.09.2014/ Orhun Veli BATU