Orhun Veli BATU
orhunveli@hotmail.com

TÜM YAZILARI

BERKİN’E VE BURAK’A GECİKMİŞ BİR ÖZÜR…


Berkin Elvan’ın ölümüne kim üzülmez ki? Henüz 15’ine yeni girmiş bir çocuğun, elim bir olay neticesinde hayatını kaybetmiş olması, gerçekten çok acı. Hele hele, sokak lambaları karartılarak kurşunlanan Burak’a ne demeli? Her ikisi de gencecik insan.  Burada duygu sömürüsü yapıyor, kabilinden düşünenler de olabilir. Ancak, her şeyi çok akıllı sandığımız beyinlerimizle kirletmiyor muyuz? Şu dünyayı, biraz daha duygu tarafımızla, biraz daha sevgi tarafımızla değerlendirmemiz gerekmez mi?  Bizi, bize bu kadar yabancılaştıran, gönül gözümüzü dağlayan; söz de çok akıllı taraflarımız değil midir acaba?   




Son 10 yıl da ne değişti ki? İnsanların ceplerine daha fazla paranın girmesi, teknolojinin tüm nimetlerinden yararlanılıyor olması; gerçek manada mutlu insanı mı yarattı? Şehirleri, ülkeleri birbirine bağlayan sıcak asfaltlı çift yönlü yollar; gönülleri birbirine bağlayamadıktan sonra neye yarar ki? İnanın, eskiden beş param yokken daha mutluydum. Şimdiyse geleceği ipotek altına alınmış, ceplerinde başkalarının paralarını taşıyan insan yığınlarına dönüştük. Yollarım asfalt değilken, ayak tabanlarımı çizen toprak yollar, en azından beni bana hatırlatıyordu. Benim komşumu bildiğim kadar, komşumda beni biliyordu. Derdimiz tasamız birdi. Birlikte üzüleceğimiz o kadar ortak noktamız vardı ki?    




Ya şimdi?  




Birileri aramıza görünmeyen duvarlar ördü. Sen Türksün, sen Kürtsün, dediler. Sen Lazsın, sen Çerkezsin, dediler. Olmadı; sen sünnisin, sen alevisin, dediler. Bu kavramlar üzerinden bizi, bize yabancılaştırdılar.  




Meclisteki kavgaları, küfürleri, hakaretleri yadırgamıyorum artık. Meclis toplumun bir aynısı çünkü... Biz aşağıda birbirimizin boğazına sarılıyoruz; onlar yukarıda. Biz aşağıda birbirimize hakaret ediyoruz; onlar yukarıda…  Dev bir aynanın karşısında, hayretle kendimizi izliyoruz(!) 




Lütfen, bütün dilleri, dinleri, mezhepleri, renkleri bir tarafa bırakalım; çünkü bu kavramlar üzerinden bölüyorlar bizi. Yalnızca ve yalnızca insan olmak penceresinden bakalım dünyaya. Asıl erdemlilik budur çünkü.  Anadolu’nun dar sokaklarına, tozlu yollarına sinmiş, pusmuş; hunharca öldürdüğüz bize özgü, Anadolu insanına özgü; o şefkati, o samimiyeti, o dostluğu tekrar diriltelim. Bizim fıtratımız da, “ Komşusu açken tok yatan, bizden değildir,” anlayışı vardır. Komşum, farklı düşünüyormuş; olsun, canına minnet. Başka partiye oy atacakmış; atsın, atmazsa üzülürüm. Tencere tava çalacakmış; çalsın, çalmazsa üzülürüm. Bana benzemesin kardeşim, benim gibi olmasın; ne yapayım ben, bana benzeyeni. Herkesin birbirine benzediği bir dünyanın tadı tuzu mu olur? Bana taş atan gencin ellerini öperim, ben (!) Beni kendime getirebilmek için, kim bilir daha neleri denemiştir, diye düşünürüm. Acaba nerede hata yaptım, derim. Onunla bir konuşurum, bir dinlerim.  Bana sonsuz biat edenlerden korkarımÇünkü onlar, beni Tanrılaştırmaya kalkar. Beni acze düşürür. Beni çimdikleyen, beni uyaran sesler; bana insan olduğumu hatırlatır. Hatalarımı fark ettirir. Bu da beni erdemli kılar, mutlu eder.  “ Kral çıplak,” diyen insan, baş tacımdır benim. Çünkü onun sayesinde, açık taraflarımı örterim; göremediklerimi görürüm.  




Bilmem ki nedendir; her zaman muhalif seslere bir kulak kabartmışlığım vardır, benim.  




Bu ülkenin bir vatandaşı olarak; rengi, dili, dini ne olursa olsun bütün ölümlerden büyük üzüntü duyuyorum. Berkin Elvan’dan, Burak Can Karamanoğlu’ndan ve daha nice gençlerden; onları yeterince anlayamadığımız ve koruyamadığımız için ÖZÜR DİLİYORUM  




14.03.2014 




Orhun Veli BATU