Orhun Veli BATU
orhunveli@hotmail.com

TÜM YAZILARI

BİLİYORUM ÇOK YALNIZSIN

Geçen gün işyerim de, “ Arkadaşlar, iyi bir psikiyatrist arıyorum,” dediğimde, herkes,  şaşkın gözlerle bana baktı. Sanki “ Aramıza hoş geldin,” der, gibiydiler. Hemen etrafımı çevirip, merhamet yüklü bakışlarla, bir zavallıyı, bir çaresizi inceler gibi incelediler. Kimi, elini omzuma koydu; kimisi başıma… Beni, küçük bir fino köpeğini sever gibi sevdiler. Eşlerine, çocuklarına göstermedikleri şefkati bana gösterdiler.  “ Yahu, durun! Ne oluyor?” diyemedim. Alışveriş listesi gibi doktor isimleri saydılar. Herkes kendi doktorunu övdü. Çantalarından renkli renkli tabletler, müsekkinler çıkardılar. Acemi sevgililer gibi duran, doktorlarıyla çekilmiş fotoğraflarını gösterdiler. Her hafta sonu, pikniğe gider gibi gittikleri Grup Terapilerinden bahsettiler. Her sabah tok karnına aldıkları küçük tabletlerden dem vururlarken, ilahi bir vahiyden mesaj verir gibiydiler(!)


        Üç yıldır birlikte çalıştığım arkadaşlarımın hepsinin, bir psikiyatri ilacı kullandıklarını ilk kez o gün öğrendim. Ara sıra bakışlarının kaydığını, anlamsız çıkışlar yaptıklarını, gözbebeklerinin derinlerinde kayıp bir çocuğun sakladığını fark etmiyor değildim. Ama işi bu kadar da psikopata bağladıklarını bilmiyordum. Hepsinde de 5-10 kredi kartı olması, yaptıkları alışveriş çılgınlıkları, kayınvalide düşmanlıkları, Doğan Cüceloğlu takıntıları ortak noktalarıydı. Evlerinde kapı önlerine astıkları at nallarını, kaplumbağa kabuklarını, yanlarında taşıdıkları nazar boncuklarını saymıyorum.


       Üç yıldır birlikteydik ve psikiyatri ilacı kullanmayan tek kişiydim. Bu durum onlara göre bir anormallikti. Çünkü çoğunluk, belirleyen ve akil olan, demekti. Bir azınlık olarak ben ise, edilgen ve hasta olan demektim.


“ Niçin bir ilaç kullanmıyorsun?” diye sordular.


“ Bilmem ki!” dedim.


“ Bir doktor mu bulamadın?”


“ Aramadım ki!”


“ Hasta mısın sen?”


       Bir şey diyemedim.


       Anladım ki toplumumuzun büyük çoğunluğu psikiyatri ilacı kullanıyordu ve profesyonel yardım alıyordu. Teşhis ise “ Toplumsal Yalnızlıktı.” Benim gibi tiplerse, tabiri caizse, hasta olduklarının farkında olmayanlardı. Bildiğim; bir kapalı alan korkum vardı ve asansöre binemiyordum. Bunu için bir psikiyatriste mi gitsem, diye, düşünürken; böyle bir olguyla karşılaşmıştım.


       Demek ki, İnsanoğlu çok yalnız bir varlık. Doğarken nasıl yalnız ise, ölürken de çok yalnız.  Doğumla ölüm arasındaki zamanı dolduran kalabalıklar ise ne kadar da aldatıcı! Makam, mevki, şan, şöhret, para; tüm bunlar, o büyük yalnızlığımızı makyajladığımız sanal birer vakıadan başka şey değil.


       Buradan sesleniyorum! Gizli gizli içtiğiniz o küçük tabletleri artık çöpe atın! Bu yalnızlık hastalığının tedavisi sizde… Her gün bir hap içmek yerine birbirinize dokunun, gülümseyin, bir kez olsun şefkat gösterin birbirinize ya da küçük bir iyilik yapın tanımadığınız birine; inanın ki gözlerinizdeki anlamsız bakışlar, uyduruk gülümsemeler kaybolacak. Gözbebeklerinize sinmiş, saklanmış o kayıp çocuk ortaya çıkacak, içiniz ısınacak.


       Biliyorum, çok yalnızsın.


                                                                                                                      Orhun Veli BATU


                                                                                                                           06. 01. 2014