Orhun Veli BATU
orhunveli@hotmail.com

TÜM YAZILARI

VAH, MISIR VAH!

Mısır’ın durumu içler acısı. Bir ülkeyi, bir milleti; gerçek mana da yok edebilmenin yolu, içeriden yıkmaktır. Dışarıdan yıkabilmek, öyle sanıldığı kadar kolay değildir. Bunun için birlik ve beraberlik duygusu önemlidir. Birliği, beraberliği sağlayan kıstaslar da bellidir: Dildir, dindir, ülküdür. Hele, hele bir de bu unsurları demokrasi ve özgürlüklerle güçlendirmişseniz, sizi tutana aşk olsun. Tüm bunlar, beraberinde ekonomik kalkınmayı, sosyal adaleti de getirir.
Mısır da, yerleşik üç yapılanma vardır. Tarih boyunca köklü bir yapılanma göstermiş Ezher, 1919’lardan sonra milliyetçilik üzerine inşa edilmiş ordu ve 1930’lardan sonra Mısır’ın hayatına girmiş olan İhvan-ı Müslim’in Hareketi; yani şimdi ki Müslüman Kardeşler…
Ezher, bütün eğitim kurumları ve camilerde ki yapılanmasıyla kendisini gösterir. Orduysa, milliyetçilik kavramı üzerinden varlık gösterdiği için ülkenin güvenlik, sosyal ve ekonomik dokusuna işlemiştir ve geniş kitlelerin sempatisi vardır. İhvan-ı Müslim’in Hareketi, bir dönem dışlanmış, önderleri hapse atılmış, zaman zaman yer altına çekilmiş; ancak şiddete başvurmayan yapısı ve yaşadıkları mağduriyet nedeniyle halkın teveccühünü kazanmıştır.
Arap baharı ve arkasından gelen Tunus’ta ki “Yasemin devrimi,” Mısırda da ordu kökenli Hüsnü Mübarek’in başını yedi. Öyle ki bir Kuzey Afrika ülkesi olan Mısır, Hüsnü Mübarek liderliğinde, hem batıyla; hem de Ortadoğu ve Asya ile dengeli bir ilişki yürütmeyi başarmıştı.
Arap baharının tetiklediği demokrasi hareketi, ordunun da desteğiyle 2012’de yapılan seçimler de Muhammed Mursi’yi ( İhvan-ı Müslim’in Hareketi /Hürriyet Ve Adalet Partisi) işbaşına getirdi. Sokaktaki vatandaşın doğru dürüst okumadığı anayasa % 63 oyla kabul edildi.
Sonuç olarak;
Bizim Mısır da yaşananlara darbe dememiz, gerçeği değiştirmiyor. ABD ve Batı Dünyası; hatta Rusya ve onun çizgisinde ki ülkeler de darbe demiyor. Çünkü Mısır’daki; milliyetçiler, selefiler, mutediller, liberaller, laikler ve İhvan-ı Müslim’den oluşan çok çeşitli yapıların büyük bir kesimi de bu yaşananlara darbe demiyor. Demokrasi kültürü gelişmemiş Mısır halkı, tarihten gelen kültürel yapıları gereği orduyu; hem ülkenin gerçek sahibi; hem de siyasal bir yapı olarak görüyor.
Acı olan Cumhurbaşkanı Mursi’nin, birtakım işaretlere rağmen sokağın nabzını tutamamış, gerekli tedbirleri almamış olmasıydı. Muhalefetin sesine rağmen, çoğunluktan aldığı gücün tesiriyle, demokrasinin gerçekte bir çoğulculuk rejimi olduğunu fark edememiş olması; onun sonunu getirdi. ABD ve Batı dünyasının yapılan müdahaleye “darbe,” diyememesini normal karşılamak lâzım(!) Çünkü Batı için, başka ülkelerdeki demokrasi kavramı, kendi menfaatleriyle ne kadar uyuştuğu noktasında önemlidir.
Bize gelince, hükümetimizin Mısır’daki müdahaleye darbe nitelemesi çok doğru, onurlu bir davranıştır. Zulüm karşısında tek başına da olsa haykırması takdire şayandır. Çünkü yapılan bir darbedir. Yönetimden memnun değilsen korsun vatandaşın önüne sandığı; çıkan sonuca da paşa paşa saygı gösterirsin. Ancak, sana oy vermeyenleri de tu kaka yapmazsın, onları kazanmaya çalışırsın.
Mısır da 14 Ağustos 2013 tarihinde, ordunun yaptığı katliama daha yenileri eklenmeden, birilerinin dur demesi gerekiyor. Bunu kim der bilmiyorum. Ancak devlet olarak bizim, Suriye konusunda olduğu gibi aceleci olmamamız da yarar var. Çok değil, 3-5 yıl içerisinde Mısır da taşlar yerli yerine oturacak; üzerlerinde oynanan oyunun farkına varan Mısır halkı, Milli Savunma Bakanı Sisi’yi de, ipe gönderecektir.
Umarım Sisi’nin askerleri, öldürdükleri masum, silahsız insanların, kendi öz kardeşleri olduğunu fark ederler. Sevgiyle kalın.
17.08.2013
Orhun Veli BATU