Mustafa TANDOĞAN
antalyamavi@gmail.com

TÜM YAZILARI

SORGULAYAN İNSAN OLMAK 

Düşünmek ve sorgulamak insanı, insanlaştırır... Hayata soruları olmayanların yaşanmaya değer insani bir hayatları da yoktur. Bilmenin, bilgeliğin biricik anahtarı soru sormaktır. Çünkü bu dünyada, düşünebilen tek canlı türü insandır. Özgür olanlar özgürlüğü, bilge olanlar bilgeliği, huzur içinde olanlar huzuru verebilirler. Bunun için, okur, düşünür ve sürekli sorgulayıp en doğruyu bulmaya çaba gösterir. Düşünen insanın en önemli özelliği ve güzelliği, özgürlük ve bağımsızlığı bir aşk gibi görüp ona değer verip saygı duymasıdır. Düşünen insan, birey olmaktan, kendi olmaktan, kendi özünü keşfedip yalnız kalmaktan çekinip korkmaz. 

Oysa düşünmekten geri duran insanlar, hemen alelacele bir guruba, bir guruya yani bir öncüye istencini devredip onların kalıplarıyla kalıplanıp bir tür esrar almış adamların uyuşukluğu ve uyumluluğu içinde dönenip dururlar. Tıpkı bağlısı olduğu gurup gibi giyinip onlar gibi düşünüp onlar gibi davranışlar gösterirler. Böyleleri kendi özgün kişiliklerinden kopuk birer zavallıdırlar. Yani kendilerine özgü, bir duyuş, bir düşünce, bir düşleri yoktur. İşte öylesine içlerinde bir çöl kuraklığını, bir ayaz kuruluğunu hep büyütüp dururlar. 

Düşünen insan, ne olursa olsun, ezber ve öykünmeden olabildiğince kaçınıp uzak durur. Çünkü ezberin bir zihinsel soykırım olduğu gerçeğini bilip tiksinir. Bilir ki, ezber denen şeyde, bellek, tasarı, ölçümleme ve zekâ gelişemez. Bu tür insanların zaman içinde anlama yetenekleri körelip yiter gider. Bağımlı kişilikler yani kendi olamayan insanlar, kendi kalıplarının dışındaki bütün bir dünyaya nefretle, düşmanca duygularla bakıp huzursuz, mutsuz olurlar. Kendileriyle benzer şeyleri paylaşmayanları karşı saflarda görüp onlara karşı içlerinde hep bir olumsuzlukları beslerler. 

Düşünen insanın en önemli özelliklerinden biri de değişime açık olmasıdır. Yunus Emre’nin, “Biz her gün yeniden doğarız/ Bizden kim usanası…” demesi gibi. Düşünen insan hep arar durur. Bildiklerinden mutlak anlamda emin olmaz. Düşünen insan diline olabildiğince önem verir. O bilir ki, insan dilinin ucundadır. Her kim duygularını, düşüncelerini, düşlerini ne kadar ifade edilebiliyorsa o kadardır. Düşünen insan, anlatmak istediklerini, basitleşmeden, en basite indirgeyerek arı-duru, dupduru anlatmaya çalışan insandır. Düşünür Huxley’in de dediği gibi, “Bir insanın tecrübesi başından nelerin geçtiği değil, başından geçenlerden nasıl yararlandığını gösterir.” der. Düşünen insan, sadece kendi yaşadıklarından değil, başkalarının tecrübelerinden de yararlanır. İnsan ancak, kendine ait, kendine özgü değerlerle bu bilinç yolculuğunu yaparsa bir anlamı vardır. Büyük düşün adamı Emerson, “Her davranışın atası düşüncedir.” der. Kendi evrensel, temel değerlerini keşfedemeyen biri, kendine enjekte edilen yapay kalıpların ardında sadece bir gölge olup gider. Yöneldiği kimi şeyleri elde etse bile, iç dünyasını savsakladığından dolayı, mutsuz ve huzursuz olur. Onun için düşünen insanın zihinsel gerçeği kendine özgüdür. 

Düşünen insan, özgür insandır. Gerçekçidir. Düşünen insan, dinlemesini bilen insandır.  Sevgi doludur. Sevdi mi, koşulsuz sever. Düşünen insan, küçük ve sade şeylerden keyif almasını bilir. Düşünen insan, zengin olmak yerine sadece ona-buna muhtaç olmadan yaşamayı yeğ tutar. Düşünen insan, aşk adamlarının bilgelik sofralarında yani yağmurlarında ıslanarak daha çok huzur bulup rahatlar. Düşünen insan saçmalıklara inanmaz, başkalarının doğrusunu sırf öyle diyor diye kabul etmez, sorgular, araştırır, mantığına sığdırmaya çalışır.  

Nitekim Al-i İmran Suresi 190 ve 191nci ayetlerde Cenabı Allah şöyle buyurmaktadır: ”Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün farklı oluşunda aklıselim sahipleri için elbette ibretler vardır. Onlar ayakta dururken, otururken, yatarken hep Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, seni tenzih ve takdis ederiz. Bizi cehennem azabından koru!” 

Görüyoruz ki dinimiz insanın doğru bilgiye ulaşmasında, hakikatları görmesinde düşünce gücünü kullanmasını önermektedir. İnsan düşünerek yaratılış hikmeti ve yaratılan varlıklar hakkında bilgi sahibi olabilmektedir. İşte; düşünmek, insanın manevi yanını oluşturan değerlerini sorgulamak açısından çok önemli bir işlev üstlenen bir özellik taşımaktadır.  

Kendisi aynı zamanda bir filozof olarak bilinen eski Roma İmparatorlarından Marcus Aurelius insanların düşünmesi konusunda şöyle diyor: ‘’ Düşünceleriniz ne ise hayatınızda odur. Hayatınızın gidişini değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştiriniz” . İngiliz filozof, ekonomist ve devlet adamlarından John Stuart Mill’e göre ‘Bir düşünceyi susturmak, yaşayan kuşaklar kadar, gelecek kuşaklara karşıda düpedüz haydutluktur.,,Düşüncelerin özgürce ifade edilmesi amacıyla insanlık geçmişe göre oldukça yol alabilmiştir. Bizim ülkemizde dahil olmak üzere dünyada bir çok ülkede düşüncelerin ifade edilmesi suç olmaktan çıkmış, insanların düşüncelerine uygun siyasi parti kurarak örgütlenmesine olanak sağlanmıştır. Yer Çekimi Kanunu bulan 17’nci yüzyılda yaşamış bilim adamı Isaac Newton (1642-1727) büyük buluşlarını nasıl yaptığını soranlara; ‘Daima onları düşünerek, şeklinde cevap vermiştir. Alman edebiyatının önde gelen isimlerinden olan John Wolfgang von Goethe de şöyle diyor: ‘’ Düşünmek kolaydır, yapmak zordur. Dünyada en güç olan şeyde düşünenleri yapmaktır. Aklını kullanan insan için düşünce çok önemli bir silahtır!.. Ancak insan bu silahı nerede ve nasıl kullanacağını çok iyi bilmelidir.  18’nci yüzyılda Fransa’da yaşamış Maire Jeanne Roland’a görede:  ‘’ Düşüncelerle karşılaşınca, zayıflar korkar, aptallar karşı gelir, akıllılar karar verir, ustalar yönetir.,, 

Düşünce; yaşamımıza yön veren ve yolumuzu aydınlatan bir lamba ise sorgulamada yolumuzda ortaya çıkabilecek engelleri nasıl aşacağımızı öğreten bir kılavuz gibidir. 

Yaşamını yaptıklarıyla dokuyan bir insan sonuçta ne dokuduğunun farkına varabilmelidir. Peygamberimiz Hazreti Muhammed’e göre de ‘İki günü eşit olan ziyandadır.. Toplum olarak kitap okuma alışkanlığı kazanılması ilk evre için sorgulama yeteneğini güçlendirip rasyonel düşünceye etik değerler kazandırabilir.  

‘’Evrende en büyük ziyan, sorgulama yeteneğini yitirmiş bir beyindir.’’ -Albert Einstein 

Sorgulama evresi sadece bilim odaklı değil sosyal, ekonomik, tarihsel, siyasi alanlarla da toplumun uygulaması gereken bir evredir. Bir bilgiyi sorgulamadan doğruluğuna inanmak başka beyinlerin düşüncelerini aynı şekilde doğrusunu, yanlışını bilemeden tekrar etmekten başka bir şey değildir. Sokrates öğretmenlere çağrısında öğrencilere bir şeyler öğretmemeleri gerektiğini ve onların sadece düşünmelerini sağlamaları gerektiğini söyler. Düşünen insan öğrenir. Düşünen insan, sorgulama yeteneğini geliştirip, ulaşması gereken bilgiyi kendi yöntemleriyle bulur. Bunu göze alarak eğitimcilerin bir şeyler öğretmeyi değil düşünmeyi öğretmeleri gerekir. Eğitim sistemlerinin kalitesini yükseltmeyen toplumlar ezberci ve pragmatist olmaya mahkum edilirler ve ezbere dayalı bilgi zamanla cehalete yol açar. 

Dünya genelinde, ülkeler arası eğitim seviyesi bir toplum için en önemlisidir. Bilmeyen, sorgulamayan toplum zaman içinde yok olur. Zaman içinde yok olmaya giden toplumlar, başkaları tarafından kullanılmaya mahkûm olur. 

DERLEYEN:  

Mustafa TANDOĞAN   

PhD İşletme Doktora (İKY Uzmanı)  

15.11.2018 ANTALYA / TURKEY