Naci SÖZEN
hukukcu_70@hotmail.com

TÜM YAZILARI

ATA’MIZI  ANIYORUZ..

Vatanımızın işgalden, Milletimizin esaretten kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu,  çağdaş medeniyetlerin üzerine çıkma ülküsünün öncüsü ve lideri, eşiz bir Komutan, Çağdaş bir devlet adamı,  barışsever, Milliyetçi, dil, tarih ve kültür ile yaşamda  ilmin ışığını işaret eden, diplomat, siyasetçi, araştırmacı, hatip ve düşünce adamı  özellikleriyle, dünya milletlerine örnek olmuş, bir çok devlet adamı ve bilim insanının övgülerine  mazhar olan  Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ü, vefatının 94. yılında,  sevgi, saygı ve özlemle, sonsuz Rahmetle, şükran ve minnet duygularımızla anıyoruz.  Bizim için yaptıklarını saymak yerine “ Atatürk, bizim için neler yapmadı ki” diyerek özetleyebiliriz.

Atatürk, Cumhuriyetin 10. Yılı söylevinde “ az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir “ demiştir. 

Kurtuluş savaşı “ Ya istiklal, Ya ölüm “ parolası ile başlamış ve sonunda  “ Ne Mutlu Türküm diyene “ özdeyişine ulaşılmıştır.  Atatürk, daha, 01 Mart 1922 günü, TBMM yasama yılı açış konuşmasında “ her devletin içinde bulunduğu sosyal yaşantısı ve uygarlık derecesine uygun bir hukuki mevzuatı vardır. Bizin milletimizin adalet düşüncesi ve anlayışı hiç bir uygar ulusun seviyesinden aşağı değildir. Bu nedenle, hukuki mevzuatımızın tüm uygar devletlerin kanunlarından eksik olması düşünülemez “ diyerek konunun önemini vurgulamıştı. .

Ulu Önder Atatürk, “ yurtta sulh, cihanda sulh “ derken, bir taraftan, yurt içinde huzur ve sükunu, güven içinde yaşamayı amaçlamış, diğer taraftan da, milletlerarası barış ve güvenliğin önemini işaret etmiştir. Atatürk, "Memleketler muhteliftir,fakat medeniyet birdir.

Atatürk, fikirleri, görüşleri ve "Türk Devrimleri " adı verilen eseriyle, tüm dünyada yankılar uyandırmış bir liderdir. Bu yankılar sebebiyledir ki, Atatürk için bir niteleme aranırsa "çağını aşan lider" sıfatını fazlası ile hak etmiştir.

ATATÜRKÇÜLÜĞÜN EVRENSEL BOYUTLARI :
1. Atatürk ve Atatürkçülüğün en az incelenen yönü diğer milletler üzerindeki etkileridir. Bu konuda münferit yayınların dışında, bütünlüğü olan araştırmalar ve bu araştırmalara dayanan yorum ve değerlendirmeler yapılmamıştır.
2. Atatürk ve Atatürkçülüğün evrensel yönünün, teorik ve uygulamaya yönelik olarak incelenmesi gerekmektedir. Konunun teorik açıdan incelenmesi şu başlıklar altında yapılabilir:

a. Milli nitelikleri yanında evrensel ve çağdaş nitelikleri de bulunan Atatürkçülüğün, yeni bir dünya görüşü olarak araştırılması ve değerlendirilmesi;
b. Atatürkçülüğün diğer büyük düşünce sistemleriyle karşılaştırılması;
c. Düşünce sistemlerinin tarihi içerisinde Atatürkçülüğün yeri,
3. Atatürk ve Atatürkçülüğün evrensel yönünün teorik incelemesi ile birlikte, aşağıdaki hususlarda uygulamaya yönelik olarak da incelenme yapılmalıdır :
a. Atatürkçü Düşünce Sistemi’nin uluslararası yankıları , hangi görüş ve uygulamanın, hangi ülke veya ülkelerde etki ve yankı yaptığı;

b. Atatürkçülüğün Türkiye'deki uygulamasının dünyadaki siyasi olaylar üzerindeki etki ve katkısı,

c. Türk İstiklal Harbi'nin diğer kurtuluş hareketlerine katkısı ve öncü olma niteliği,
d. Atatürk ve Atatürkçülüğün geleceğe yönelik olarak değerlendirilmesi.
e. Atatürkçülük , bütünü ile Milli Devlet kurulmasının, çağdaşlaşmanın ve her çağda çağdaş kalabilmenin ilkelerini, uygulama esaslarını ve yönetimini belirler.

4. Atatürkçülük, aynı zamanda Türk Devriminin fikir ve ideal yönüdür. Türk Devriminin tesirleri sadece Milli sınırlar içerisinde değil, dışarıda da takdir ve hayranlık uyandırmışsa, bu inkılabın evrensel değerinden dolayıdır. İnkılabın üniversel değeri, Milli amacının dışında tesirleri ve verdiği meyveleri ile kendini gösterir. Bu durum, çeşitli yönlerden inceleme konusu yapılabilir.

a. Batı dünyasında Türk Devrimine , II. Dünya Savaşı'na kadar duyulan ilgi, Türkiye'nin köklü bir hamle ve değişiklik yaparak Batı Medeniyetine katılması ve bu medeniyeti ortak medeniyet olarak benimsemesi ölçüsünde değerlendirilmektedir. Batılı yazar ve siyaset adamları , Türk Devriminden söz ederken, Doğu dünyasının kader ve alınyazısını değiştiren hareket diye bahsederler. Nitekim, Türkiye'nin tuttuğu yol, bütün milletlere örnek olmuştur. Batı medeniyeti müşterek bir medeniyet olarak öngörülmüş, Türkiye örneği, diğer siyasi toplumların kalkınması ve yükselmesinde daima göz önünde bulundurulmuştur.

Büyük Atatürk, "Memleketler muhteliftir, fakat medeniyet birdir. Ve bir milletin terakkisi için de bu yegane medeniyete iştirak etmesi lazımdır"1 diyerek Batı medeniyetini işaret etmişti. Yine O, "Memleketimizi asrileştirmek istiyoruz. Bütün mesaimiz Türkiye'de asri binaenaleyh garplı bir hükümet vücuda getirmektir. Medeniyete girmeyi arzu edip de garba teveccüh etmemiş millet hangisidir ?”2 diyerek, bir sorgulama yaparak, yeni Türkiye'nin hedefine yön vermeye çalışıyordu.

1938 yılında yazılan bir eserde, Türk Devrimi, sadece Türkiye'yi canlandırmakla kalmadığı, aynı zamanda bütün dünyaya yol gösteren bir devrim hareketi olduğu, uyuyan bütün Doğu milletlerinin (Üçüncü Dünya) uyanıp silkinmelerine neden olacak bir hareket olduğu vurgulanıyordu3. Böylece, Atatürk Devrimi, Batılı olmayan topluluklara tutacakları yolu göstermekle insanlığın gelişmesinde önemli bir safha açmıştır.
 

b.Türk Devrimleri, insana ve insan kişiliğine değer vermiştir.
Türkiye Batı medeniyetine yönelmek için devrim yapmak zorunda idi. Batı'yı zihniyeti ve hür düşüncesi ile alacaktı. Atatürk Devrimlerinin bir diğer özelliğini, insani yönünü, insan haklarına değer veren yönünü her zaman ortaya koymuştu. İnsanlara hürriyet vermek ve şahsiyetlerini değerlendirmek Türk Devriminin amacı idi.

c. Türk Devriminin milletlerarası planda değerlendiren bir diğer olay da, milletlerin kurtuluş hareketlerine örnek olması, bağımsızlık mücadelesi veren milletlere kurtuluş aşkını aşılamasıdır. Bu konunun doğu ve batı açısından değerlendirilmesi farklılık gösterir.

Türkiye Cumhuriyeti, Kurtuluş Savaşı ile Birinci Dünya Savaşının galip devletlerinin emperyalist baskılarına karşı duran, onlara karşı başarı kazanan ilk devlet olduğu için diğer devletlere de örnek olmuştur. Bu yönüyle Türkiye'nin mücadelesi, Batı dünyasında takdirle karşılanmıştır. Bağımsızlık mücadelesi veren Doğu (Asya ve Afrika) dünyasının Atatürk'e ve eserine bağlılığı Batı'dan faklıdır. Emperyalizme ve istilacılara karşı istiklal mücadelesi yapacak olan Doğu dünyası, gönlünde bir milli kahraman, idealinde bir kurtarıcı, yani Mustafa Kemal arıyordu. O'nun evrensel yönü hakkında söylenenlere kısaca göz atmak gerekirse; şu örnekleri vermek mümkündür ;

Çinli lider Çan Kay Şek, "Atatürk'ün hayatı ve eseri sadece Türkiye için değil, fakat dünyanın bütün hür milletleri için ilham kaynağı olmakta devam edecektir"4 der. Pakistan Cumhurbaşkanı Eyüp Han ise, "Atatürk, yalnız bu asrın en büyük adamlarından biri değildir. Biz, Pakistan'da O'nu, gelmiş geçmiş bütün çağların en büyük adamlarından biri olarak görüyoruz...0 İslam dünyasında yeniden siyasi uyanış istikametinde ileriye doğru cesur bir adım atan bir avuç insandan biriydi"5 şeklinde açıklamalarda bulunmuştur. Hindistan'ın kurucusu Nehru ise, Atatürk'ün bağımsızlık yolundaki başarısına hayran olduğunu ifade etmekten kendini alamadığı gibi, "Biz, o tarihlerde O'nun bağımsızlık hareketiyle son derece meşguldük" demiştir.

d. Atatürkçülüğün evrensel değeri özellikle İkinci Dünya Savaşından sonra daha da anlaşılmıştır. Ekonomik ve sosyal bakımdan geri kalmış birçok millet, Batıya yönelirken, Batı demokrasisine geçerken Atatürkcülük’den yararlanmanın yolunu aramıştır.

Prof. Maurice Duverger'e göre, az gelişmiş ülkelerin siyasal rejimi incelenirken, Doğu ile Batı standartları arasındaki bu tercih, bu memleketlerin kaderini Atatürkçülüğe, yani Kemalizm'e bağlamıştır. Yine Duverger, “Batıya doğru yönelmeyi arzulayan bu yarı gelişmiş ülkelerin, kısa zamanda Batı standartlarına yükselmelerinin, ancak, Kemalizm tecrübesi ile mümkün olabileceğini” belirtir.

e. Atatürkçülüğün evrensel değerlerinden biri de, dış politika alanındadır: Türkiye barış politikası uygulamakla, insanlık yararına çalışmış, barışı karşılıklı münasebetlerde temel saymış, Balkanlar'da ve Ortadoğu'da uyuşmazlıkları barış yoluyla çözümleyerek, barışa hizmet etmiştir. Nitekim, Türk Devrimi, yani Atatürkçülük, büyük insan ailesinin saadetine hizmet etmeyi kendine vazife saymıştır.

f. Atatürkçülüğü milletlerarası alanda yücelten bir diğer olay da, bağımsızlık mücadelesi yapan topluluklara kurtuluş ümidi ve aşkı vermesidir. Kuzey Afrika, Hindistan, Pakistan vb. ülkelerdeki bağımsızlık mücadelesinde Atatürk'ün başarısı model olmuştur. Nitekim, Tunus Başkanı Burgiba, Atatürk için "O asırlarda bir gelebilecek devlet adamlarından biri idi" ifadesini kullanmakta idi.

5. Sonuç olarak; Atatürkçülük, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra daha fazla örnek değeri kazanmış ve Atatürk bir dünya değeri olmuştur. Bu neticede, İkinci Dünya Savaşı'nın şartları etkili olduğu kadar, işgal ve sömürge altındaki mazlum milletlerde Atatürk örneğinin yaygınlaşması için gerekli zamanın geçmiş bulunması da etken olmuştur. Atatürk'ün mazlum milletler üzerindeki ilk etkisi, İstiklal Harbi ile Batılılara tattırılan yenilgi sonucu olmuş, Doğu dünyası Atatürk'ün gazilik yönünü özellikle benimsemiştir. İstiklal Harbini takip eden inkılaplar, bu topluluklar için anlaşılması zor, ulaşılması güç büyük hedeflerdi. Bu noktada Batılıların yanlış propagandaları ile Atatürkçülüğe bağlılıkta duraklama görülür. Ancak zaman, Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü tekrar yüceltmiş ve Atatürkçülüğün evrensel bir boyuta ulaşmasını sağlamıştır.
Atatürk, fikirleri, görüşleri ve "Türk Devrimleri " adı verilen eseriyle tüm dünyada yankılar uyandırmış bir liderdir.

 Av. Naci SÖZEN   10 Kasım 2017 / ANKARA