Orhun Veli BATU
orhunveli@hotmail.com

TÜM YAZILARI

KURTLAR SOFRASI ORTADOĞU


Soğuk savaşın bitmesiyle birlikte, emperyalist güçlerin; demokratik ve özgürlükler bağlamında az gelişmiş ülkelere bakış açıları da değişti. Özellikle, enerji kaynaklarını ellerinde bulunduran, ama buna karşılık millik birlik ruhlarından yoksun bu devletler, onlar için biçilmiş kaftandı. Ortadoğu ve Arap yarımadasında yüzyıllarca Osmanlı idaresinde, huzur içinde yaşamış halklarOsmanlı’nın dağılmasıyla birlikte, küçük devletçikler şeklinde ortaya çıktılar. Ancak bir sorun vardı; o da, bu devletler; demokratik yapılanmalarını tamamlayamamış, “Cumhuriyet,” kavramları kâğıt üzerinde kalmış, tabela devletlerdi. Osmanlı’dan ise eksikliklerine rağmen evrensel değerlere sahip, demokratik bir Cumhuriyet rejimi ortaya çıkmıştır. Her ne kadar ulus devlet olarak ortaya çıksa da, içinde yaşayan etnik unsurlarla birlikte milli birlik ruhu kurmayı başarabilmiştir. Ve bunu sürdürme gayesinde olduğunu, yaşanan süreç göstermektedir. 





Her zaman küçük lokmaların yutulması ve sindirilmesi daha kolaydır. Emperyalist güçlerde bunu yapıyor. Nasıl Osmanlı’yı parçalayıp, küçük devletçikler yarattılar ise; yine aynı şekilde bu küçük devletçikleri de parçalayıp, kantonlara bölüp daha da küçük devletçikler kurma peşine düşmüşlerdir. Bunu da; mezhepçilik, etnik hassasiyetler ve dini argümanlar üzerinden yapmaktadırlar.  





Sözde Arap baharıyla başlayan süreç; bu parçalanmayı daha da hızlandırdı. Emperyalist güçler, daha çok demokrasi vaadiyle, iç isyanları destekleyip bu ülkelerde bölünmeyi ve parçalanmayı başardılar. Hâlbuki diğer yandan, darbeyle iktidara gelen Sisi yönetimini desteklemekten de geri durmadılar. Suriye’den sonra sırada Türkiye var. Peşine de İran’ı ekleyebilirsiniz. Taktikleri ise belli, önce küçük terör örgütleri yaratıyorlar; sonra da bu terör örgütleri üzerinden o ülkeleri dizayn etmeye kalkıyorlar.   





Şimdilerde kullandıkları terör örgütü ise PYD. Oynanan oyunun esas oğlanı… Yarattıkları IŞİD/DAEŞ terör örgütü, kontrol edilebilir olmaktan çıkıncaonu yine bir terör örgütüyle yok etmeye çalışıyor. Hâlbuki onlar için müttefik olan “Esas oğlan” ise, Türkiye için bir terör örgütü.     





PYD ise, yani Demokratik Birlik Partisi, 2003 Yılında Suriye’nin kuzeyinde ayrılıkçı Kürtler tarafından kurulmuş olan ve başında Salih Müslim’in bulunduğu söz de siyasi bir yapılanmadır. YPG ise (Halk Savunma birlikleri) yaklaşık 5000 kişilik silahlı gücüyle onun sözde askeri kanadını oluşturmaktadır. Amaçları ise, hepimizin malumudur… Suriye, Türkiye, Irak, İran ekseninde kendi adlarını taşıyan bir devlet kurmak…   





 ABD ve Batı tarafından kendilerine vaat edilen büyük toprakların hayalini kuran, PKK/PYD/YPG gibi terör yapılanmaları, zaman içinde yine onlar tarafından nasıl terk edildiklerini göreceklerdir. Çünkü yaşanan süreç; ABD ve diğer emperyalist güçlerin, Türkiye konusundaki öngörülerini boşa çıkardı. Türkiye’deki FETÖ darbe girişimi sırasında ve Türk devletinin PKK’YLA mücadelesinde, Türkiye’de yaşayan Kürtlerin, devletin yanında yer almaları, sanıldığının aksine ayrılma arzusunda olmadıklarını gösterdi.  Ayrıca tüm bunlara; Rusya ve İran’ın da olumlu tutumlarını eklersek; batılı devletlerin ve ABD’nin nasıl hayal kırıklığına uğradığı açıkça ortaya çıkabilir.     





Türkiye, her şeye rağmen büyüyen bir ülkedir. Enerji kaynaklarının bulunduğu Ortadoğu ve Arap Yarımadasına hâkim güçlü bir ülke; o bölgelerde tasarrufları bulunan ülkeleri elbette rahatsız eder. Türkiye’nin yaşadığı, tam da budur. Cumhuriyet rejimine sahip, demokratik ülkeleri ise doğrudan yok edemezsiniz. Ancak onları terör örgütleriyle terbiye etmeye kalkarsınız. Batı’nın ve ABD’nin de yapmaya çalıştığı oydu. Yoksa demokratik bir ülkeye karşı; PKK/PYD/YPG/FETÖ gibi terör örgütlerine kendi ülkelerinde ev sahipliği yapmanın izah edilir bir yanı yoktur.  





Zaman içinde rüzgârın tersine döndüğü; ABD’nin ve Avrupa ülkelerinin Türkiye ile bir yakınlaşma içinde oldukları görülecektir. Bu elbette, Türkiye’yi çok sevdiklerinden değildir. Biz Türklerde “Bükemediğin eli öpeceksin.” sözü vardır; yoksa hiçbir zaman emperyalist güçler; bizim zenginlik olarak gördüğümüz etnik unsurlarımızı, Türkiye’nin yarası gibi görüp kaşımaktan geri durmayacaklardır.   





Türkiye, zor bir süreçten geçiyor. Şu sıralar ulusal güvenliği için yürüttüğü sınır ötesi operasyonlarla hem IŞİD; hem de PYD ile mücadele ederken, içeride de PKK ve FETÖ terör yapılanmasıyla mücadele ediyor. Bu mücadelede başarılı olmasının tek yolu ise; milli birlik ve beraberlik… Onu da, 15 Temmuz gecesi, tüm dünyaya yeterince gösterdi sanırım. Sevgiyle Kalın…  05.09.2016 



Orhun Veli BATU